YAŞAM VE ÖLÜM PSİKOLOJİSİ

   Aklımız ve irademiz bizi diğer canlılardan farklı kılan özelliklerimizdir. Bizim gelişmemizi, değişmemizi, farkındalığımızı, her koşula göre yaşama becerisi geliştirmemizi sağlayan mekanizmalarımızdır. Öyle ki bir gün öleceğimizi bilerek yaşamımızı sağlayan motivasyonda bir parça bu iki mekanizmadan aktarılmaktadır. Ancak bu iki mekanizmanın dışında çalışan birçok his ve sırlarla doluyuz. Hayatta her zaman çok farklı durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durumlardan bir tanesi de ölüm hakikatidir.

   Ölüm bizim için varoluşumuzun mayasında bulunan önemli bir parçadır. İlk insan olan Hz. Adem’den bu yana ölüm teması sorgulanmış ve işlenmiştir. Bundan 100 yıl önce doğup şu an hayatta kalan insan sayısı çok çok azdır. Ve insanların ölüme olan bakış açıları ne olursa olsun bu hakikatle karşılaşmışlardır. Yaratılan her şeyin bir sonu olduğu gibi bizim de bir sonumuz olacaktır. Peki ölüme nasıl bakmalıyız? Bu ölüm psikolojisiyle yaşam psikolojimizi nasıl dengede tutabiliriz?      “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır” dersiyle hareket etmek insana çok şey kazandıracaktır. Hayatta her duruma olumlu bakma, o durumdan ders çıkarabilme yetisi geliştirmek önceliklerimiz arasında olmalıdır.

  Her doğum gibi ölüm kavramını da yaşamımızın bir parçası olarak algılamak gerekmektedir. Tersi bir durum yani ölümden kaçmak, onu kabul etmemek kendi varlık bilincini eksik kavramsallaştırmamıza neden olacaktır.

 Yaşamın ve yaşamanın sırrını çözen insanoğlu ölümün de sırrını çözer. Yaratıcıya inanan ve onun yolunda giden insan artık bu yolda yalnız olmadığını, başına gelen her şeyin Yaratıcının takdiri ile olduğunu bilir. Yaratıcı ile bağlantısı güçlü olan insanlar ölüm hakikatine de doğru bakış açısı geliştirirler.

  Karşılaştığımız bir başka durumda; öğrencilerimizin yakın akrabalarının vefatları ardından neler yapacağımızı bazen şaşırıyoruz. Gerçekten zor bir durum. Bazen sözün bittiği durumlarla karşı karşıya geliyoruz. Bu durumla ilgili de birkaç önemli hususa değinmek istiyorum.

  Yakın akrabası vefat etmiş çocuklarımızın düşünce ve duygularını ifade edebilecekleri ortamlar hazırlanmalıdır. Hassas bir dönem olduğu için çocuğumuz zorlanmamalıdır. Ayrıca düşünce ve duyguları olduğu gibi kabul edilmelidir. Onu bu süreçte yargılamamak gerekir. Aksine zorlanmak yerine rahatlatılmaya ihtiyacı vardır.

  Ebeveyni vefat eden çocuğumuzun yakın akrabalarının, ona rol model olmaları gerekmektedir. Bu sürecin içinden koparılmadan paylaşımlar yapılmalıdır. Tabi ki bazen yetişkinlerde hislerini dışa vurmada kontrollerini kaybederler. Bu çok doğal bir durumdur. Belli ölçülerle beraber yas tutulmalı, beraber ağlanmalı, beraber hüzünlenmeli.

                                                                                                               Rehberlik Zümresi