SINAVLARA BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI

Öğrenciler eğitim hayatları boyunca yüzlerce sınava giriyorlar. Bu sınavların içeriğinde çeşitli duygu, düşünce ve davranış özellikleri gösteriyorlar. Stresli olmak da bu davranışlardan bir tanesi. Stresi genelde sıkıntılı davranışlar arasında olduğunu biliriz. Ancak belli bir düzeyde stres faydalıdır öğrenmeyi artırır.

Bunun yanında sınav öncesi olumlu düşünce gücünü kullanmayı başarabilenlerse zorluğu aşmayı başarabilmektedir. Karşılaştığımız durumların bizim için zorlukları var. Ancak biz bu zorlukları düşünce gücümüzle daha da zor yapıyoruz. Bu olumsuz etkilenme süreci şu şekilde gelişir. Sınavlardan başarısız olunabileceği düşüncesi başaramamak korkusuna dönüşür. Başaramama korkusu, kaygı düzeyini yükseltir. Kaygı düzeyinin yükselmesi beyinde stres hormonları salgılatır. Stres hormonları öğrenme yeteneğini düşürür. Böyle bir kısır döngü ile başarısızlık ihtimali yüksektir. Düşünceler endişeleri ve geriliminizi artırıyorsa; öğrenme yeteneğinizi azaltacaktır. O sebeple düşüncelerimizi de kontrol etmek gerekmektedir.

Sınavlara bakış açımızın da bir parça değişmesi gerekiyor. Sınavlar kişiliğin değerlendirilmesi değil; bilgi ve çalışmasının değerlendirilmesi olarak bilinmeli sınavlarda başarı veya başarısızlık bizi iyi veya kötü insan yapmaz. Sınavdan aldığımız notlar düşük gelmişse, o konuyla ilgili bilgi eksikliğimiz vardır demektir. Bu konuda eksikliğimizi tamamladığımızda sorunlarda bitecektir.

Çoğu öğrenci de sınav başarısının  birinci amaç olduğunu görüyoruz. Halbuki sınav başarısı amaçlarımızdan bir tanesi olmalı, sadece tek amacımız olmamalı. Ayrıca dönü öğrencilik geçmişimize baktığımızda başarılarımızın ne kadar çok olduğunu göreceğiz. Başarıları daha önce gerçekleştirenlerin yeni başarılar elde etmesi daha kolaydır. Şimdi çalışma zamanı demeliyiz kendi kendimize. Stres, kaygı ve panik halinden önce çalışma sistemini sorgulamak ve çalışma sürecine girişmek gerekir.


REHBER ÖĞRETMEN